Karşılıklı Boşanma Davası

boşanma avukatı

T.C.

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/8613

K. 2013/21812

T. 25.9.2013

• KARŞILIKLI BOŞANMA DAVASI ( Davalı Davacı Kocanın Daha Ağır Kusurlu Olduğu/Davacı Davalı Kadının Davaya Karşı Çıkmasının Hakkın Kötüye Kullanılması Niteliğinde Olduğu – Davalı Davacının da Dava Açmakta Haklı Bulunduğu/Kocanın da Boşanma Davasının Kabulü Gerektiği )

• FİZİKSEL ŞİDDET UYGULAMAK ( Kocanın Eşine Şiddet Uyguladığı Ailesinin Evlilik Birliğine Müdahalesine Sessiz Kaldığı ve Eşini Aşağıladığı – Kadının Kayınvalidesine Hakaret Ettiği ve Dövmek İçin Üzerine Yürüdüğü/Her İki Taraf Kusurlu Olmakla Birlikte Kocanın Daha Ziyade Kusurlu Olduğu )

• KAYINVALİDEYE HAKARET VE DÖVMEK İÇİN ÜZERİNE YÜRÜMEK ( Kocanın İse Eşine Şiddet Uyguladığı Ailesinin Evlilik Birliğine Müdahalesine Sessiz Kaldığı ve Eşini Aşağıladığı – Her İki Taraf Kusurlu Olmakla Birlikte Kocanın Daha Ziyade Kusurlu Olduğu Gözetileceği )

• ZİYNET ALACAĞI ( Gerek Tefhim Edilen ve Zabıtla Belirlenen Kararda Gerekse Zorunlu Gerekçeli Kararda Hüküm Altına Alınan Eşyanın Cins Nitelik Miktar ve Değerlerinin Ayrı Ayrı Gösterilmesi ve Taraflara Yüklenen Borç İle Tanınan Hakkın İnfazda Güçlük Çıkarmayacak Biçimde Belirtilmesi Gerektiği )

• HÜKÜM ( Dava Dilekçesi Bilirkişi Raporu Gibi Herhangi Belgeye Atıf Yapılarak Hüküm Kurulamayacağı )

4721/m.166, 174

6100/m.297, 298

ÖZET : Davalı-davacı kocanın eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, ailesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kaldığı, eşini aşağıladığı, davacı-davalı kadının ise kayınvalidesine hakaret ettiği, dövmek için üzerine yürüdüğü, boşanmaya sebep olan olaylarda her iki tarafta kusurlu olmakla birlikte davalı-davacı kocanın daha ziyade kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı-davalının davaya karşı çıkmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun anlaşılmasına, davalı-davacının da dava açmakta haklı bulunmasına göre davalı-davacının boşanma davasının da kabulüne karar vermek gerekirken davasının reddi hukuka aykırıdır. Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki “karşılıklı boşanma” ve “ziynet alacağı” davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı ( koca ) tarafından; her iki dava ve ziynetler yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Mahkemece kabulüne karar verilen ziynetler yönünden cins, nitelik, miktar ve değerleri ayrı ayrı gösterilmeyerek bilirkişi raporuna atıf yapılmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin ( 2 ). fıkrasında: hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyunadırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. Maddesinin ( 2. ) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

2-Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı-davacı kocanın eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, ailesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kaldığı, eşini aşağıladığı, davacı-davalı kadının ise kayınvalidesine hakaret ettiği, dövmek için üzerine yürüdüğü, boşanmaya sebep olan olaylarda her iki tarafta kusurlu olmakla birlikte davalı-davacı kocanın daha ziyade kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı-davalının davaya karşı çıkmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun anlaşılmasına, davalı-davacınında dava açmakta haklı bulunmasına göre davalı-davacının boşanma davasının da kabulüne karar vermek gerekirken davasının reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulması gerekli hale gelen davacı-davalı kadının davası ve fer’ilerine yönelik temyiz isteklerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s