TAŞIT HACZİ VE TAŞITIN YAKALANMASI

Türk hukuk sisteminde aklımıza, şahısların yakalanması ve araçların yakalanması şeklinde iki tür yakalama gelmektedir. Araçların yakalanması aslında aracın trafikten men edilmesi anlamına gelmektedir.
Alacaklının, borçludan alacağını tahsil etmesinin yollarından biri de borçlunun üzerindeki motorlu araçları üzerine haciz koymaktır. Buna hukukta kaydi haciz denmektedir. Genellikle bu hacizle birlikte taşıtın yakalanması ve trafikten men dilmesi talep edilir. Üzerine haciz konmuş ve yakalaması istenmiş motorlu taşıtları polis veya jandarmanın trafikle ilgili birimleri yakalar ve muhafaza altına alır. Durumu ilgili icra dairesine bildirir. İcra dairesi de bu taşıtlar üzerindeki kaydi haczi fiili hacze çevirir. Daha sonra alacaklının talebiyle satış işlemleri başlatılır. Fakat bu yola başvurulması genellikle borcun tahsil edilmesinde pek yararlı olmamaktadır. Kısa dönem uygulamalarımdan edindiğim deneyimlerime göre bu yolla borç tahsil etmek çok zordur. Bunun nedenlerini kısaca açıklamaya çalışacağım.1-Öncelikle üzerine haiz koyduğumuz ve yakalama talebinde bulunduğumuz motorlu araçların yakalandığı çok seyrektir. Yakalaması olan taşıtların hepsi yerleşim alanlarında sokaklarda park halinde olmalarına rağmen yakalanmamaktadır. Yakalama ilginç rastlantılara bağlıdır. Aracın sürücüsü rutin kontrollerde alkollü çıkarsa, araç bir trafik kazasına karışırsa veya yakalama ile ilgili görevliler sokakta park edecek yer bulamazlarsa park edilecek yer açmak için park halindeki araçlardan yakalaması olup olmadığına bakılırsa olabilir. Benim beş yıllık avukatlık dönemimde haciz koyduğum o kadar araçtan ancak iki tanesi yakalanabildi. Biri sürücüsünün akollü oluşu, diğeri de park yeri açma nedeniyle gerçekleşmiştir. Bir tanesini de aracın yerini kendimiz tespit edip icra memuruyla aracın yanına giderek yakalama işlemini yaptık ve fiili haciz yapabildik.

2-Kaydi haciz konulan taşıt menkul niteliğinde olduğu için bir yıl içersinde satışı yapılmalıdır.

Madde 106 - Alacaklı haczolunun mal taşınır ise hacizden nihayet bir sene ve taşınmaz ise nihayet iki sene içinde satılmasını isteyebilir

İİK 106.maddesi bir yıllık süre tanımıştır. Bu sürenin geçirilmesinin yaptırımını da 110. maddesinde belirtilmiştir.

Madde 110 - Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar.

Yargıtay’ın bu konuda verdi birçok karar vardır.

YARGITAY
19.Hukuk Dairesi

Esas               : 2005/8171
Karar             : 2005/12286
Karar Tarihi : 08.12.2005
Dava : Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar : Davacı vekili dava dışı borçlu Yusuf Yılmaz’a ait aracın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde hacizlerinin İİK.nun 106 ve 110 . maddesi uyarınca düştüğünden bahisle, haciz tarihi daha sonra olan davalıya üst sıranın verildiğini, oysa İİK.nun 87 ve 102/I . maddesi uyarınca aracın fiili haczi yapılmadığını ve satış istemenin usul ekonomisine uygun düşmeyeceğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacı yanın haczinin İİK.nun 106 ve 110 . maddeleri gereğince düştüğünü bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İcra Mahkemesi’nce İİK.nun 106 . maddesi uyarınca hacizden itibaren bir yıl içinde taşınırların satışının istenmesi gerektiği, aksi takdirde aynı yasanın 110 . maddesi uyarınca haczin düşeceği, fiili haciz yapılmamış olmasının da bu durumu değiştirmediği ve davacı haczinin açıklanan durum karşısında düşmüş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç            : Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan İcra Mahkemesi kararının İİK.nun 366. maddesi uyarınca ONANMASINA, 8.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay kararlarına göre de fiili haciz yapılmamış olmasına rağmen bir yıl içersinde satış istenmesi gerekiyor. Fakat yakalanıp muhafaza altına alınmamış bir taşıtın kıymet takdirinin nasıl yapılacağı, buna bağlı olarak satışının nasıl yapılacağı da belli değildir.

Uygulamada; kayden hacizli ancak fiilen haczedilmemiş araçların üzerindeki haczin düşmesini engellemek amacıyla süresi içerisinde satış talep edilip satış avansı da yatırılır. İcra müdürü, kıymet takdiri yapılmadığından veya fiilen haczedilmediğinden satış talebini reddeder. Böylece haciz düşmemiş olur

3- Genellikle bu taşıtlar üzerinde rehin vardır. Vergi Dairelerinin hacizleri vardır.Satış talebinde bulunsanız ve satış yapılsa sıra cetvelindekilerden size bir şey kalmayabilir.

Genellikle taşıt yakalanır ve fiili haciz yapılırsa borç ödenmektedir. Alacaklı tarafından da taşıt üzerindeki kaydi ve fiili haciz kaldırılmaktadır. Bazen üzerinde kaydi haciz bulunan taşıt sahibi tarafından satılmak istenir. İşte bu durumlarda alıcı taştın üzerindeki tüm kısıtlamaların kaldırılmasını istemektedir.

Aslında hacizli taşıtın noter satışı mümkün ve geçerlidir. Noter satışı sırasında alacaklı bu durumu bildiğinden hacze konu alacağı da kabullenmiş demektir. Taşıt haciz ile de devredilebilir. Alıcı mülkiyetin devrini tüm kısıtlamaları ile birlikte kabul eder. Kanaatimce ipotekli bir taşınmaz rehin hakkının alıcı tarafından kabul edilmesi suretiyle devredilebildiğine göre hacizli bir aracın da kayıttaki haczi kabul eden alıcıya satışı mümkündür. Özel hukuk yönünden aksini öngören yasal bir düzenleme yok. Amme alacağı bakımından ise uygulamada noterler kanun hükümlerine göre bir kamu alacağından dolayı haciz kaydı bulunan menkulün satışını 6183 sayılı Yasanın 73. maddesini nazara alarak satış işlemini yapmıyorlar. Tapu idareleri de amme alacağı sebebiyle hacizli olan taşınmazların satışını ancak ilgili idarenin satışa muvafakat etmesi halinde kabul ediyor. Alıcının haczi ve neticelerini kabul etmiş olmasını yeterli saymıyor.

Öncelikle belirtmek gerekir ki araçların satışı için Noterde satış senedi düzenlemek akdin inikadı için yeterlidir. Yine Noterde düzenlenen satış sözleşmesinin imzalanması da aracın mülkiyetinin devri anlamına gelir. Dolayısıyla Noterde imzaların atılması ile mülkiyet de el değiştirmiş olmaktadır. Trafik Tescil Şube Müdürlüklerindeki kayıtlar ise sadece açıklayıcı mahiyettedir.

Her ne olursa olsun üzerinde haciz ve yakalama olan bir taşıtı satın almanın doğru olmayacağına inanıyorum.
Bu nedenle Trafik Tescil Şube Müdürlüklerinde tescili yapılmamışsa satış sonrasında da taşıtın eski sahibinin borçları için haciz konabilmektedir. Bu da taşıtın yeni sahiplerinin başını ağrıtmaktadır. Bu durumda haczin el değiştirdikten sonra yapıldığını ispatlayan Noterlik Satış sözleşmesiyle İcra Dairesine başvurmak gerekir.

Haczin Trafik Tescil Şube Müdürlüğündeki sicile işlenme günü ile satış günü aynı olabilir. Bu durumda işlem saatine bakmak gerektiği öne sürülmektedir. Noterdeki satış senedinin düzenlenme anı ile Haczin trafik sicil kaydına işlenme anını saat olarak karşılaştırmak gerekir.
Noterdeki satış senedi üstünde saat belli ise ve haczin işlenmesi saati ile karşılaştırıldığında satış saati daha evvel ise yapılacak iş; durumu kanıtlayan belgelerle birlikte evvela haczin kaldırılması için İcra Müdürlüğü’ne talep açarak başvurmak, talebin reddi halinde ise İcra Mahkemesine şikayette bulunmaktır. Bu durumda İcra Mahkemesi sadece icra dosyasında alacaklı veya borçlu olarak görünenlerin taraf ehliyeti açısından şikayet hakkı olduğu kanaatine vararak mülkiyet iddiasının istihkak davası yoluyla halli gereken bir husus olduğundan bahisle davayı reddedebiliyor. Bu konuda çok sayıda Yargıtay Kararı mevcuttur. Bu durumda aracı satan kişi ile anlaşarak dosyadaki işlemle ilgili şikayeti dosya borçlusu olarak aracı satan kişiye yaptırmak daha iyi bir çözüm olabilir. Yine de en kötü ihtimalle İstihkak Davası yoluna gidilerek olumlu sonuç alınabilir.
Haczin konma anı satış anının öncesinde ise haczin kaldırılması için yapılacak bir şey olmadığı açıktır. Burada ortaya çıkacak zararla ilgili tazmin sorumluluğunu aracı satan kişiye yüklemek ve dolayısıyla bu hususta tazmin için husumeti satıcıya yönlendirmek gerekecektir.

About these ads

Yorum yapın

Filed under Uncategorized

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s